Yabancı basına rezil oluyoruz diyen arkadaşlarım boşa
endişelenmesinler.
Zaten bir Kanada Norveç filan değildik. İran'dan hallice
ucube bir terörist Arap ülkesi zannediliyorduk dışarıdan. Kendisinden şık bir Türk görünce bile “Deve
deve fes fes” diye tutturmaları ondan. Eğer mesele gerçekten itibar meselesi
ise Erdoğan ’ın ayakkabılarının çıkartılıp çoraplarına kadar arandığı İngiltere
ziyaretinde, heykele ucube denilip yıktırıldığında, çağlar öncesine ait tarihi
eserlere “çanak çömlek yüzünden kazı yapmıyoz yahu” dendiğinde, dünyaca ünlü bir sanatçıya sırf Ömer Hayyam şiirini “retweet” ettiğinden hapis cezası
istendiğinde itibar filan yerlerdeydi zaten. Şimdi ise eylem alanını temizleyen
eylemcileri anlatıyor dünya. Bozulmadı itibar filan hatta düzelme ihtimali bile
doğdu.
Olimpiyatlar gelmiyor diye de üzülmenin anlamı da yok.
Çünkü olimpiyat ruhuna hiç sahip olamadık. Umurunuzda mı
bilmem ama lise seviyesinde uluslararası atletizm yarışmalarına o kadar az
bütçe veriliyor ki antrenör bile gidemiyor sporcusunun yanında. Müdür muavini
gidiyor. Pişmaniye alıp dönüyordur eşe dosta. Dünya kanun festivalinde 3 tane
Dünya çapında Türk kanun sanatçısı hazırlanıyor, bakanlık ikiniz gidin 3
kişinin parası ağır olur diyor. Şaka gibi ama maalesef gerçek bunlar.
Olimpiyat diye isim koydukları Türkçe olimpiyatlarında koşu
yok gülle atma yok sırıkla atlama yok, sarık hevesiyle sallama var. Asilimile
edilen, sömürülen fakir halklara dayatılmış bir Türkçe deklarasyonu izlersiniz
bu olimpiyatlarda. O insanların kendi kültürüne tarihine diline saygısızlık
değil mi bu? Afrikalı esmer bir kardeşe Rize türküsü söyletmek midir olimpiyat.
Sırf büyük spor salonları yaptık gelin de görün dercesine gövde gösterileri
yapın diye istenmez olimpiyat.
Orası burası mahvoldu camlar kırıldı diye üzülenler de
içlerini ferah tutsunlar.
Haraç öder gibi vergi ve sigorta primleri ödemeye maruz
bırakılan esnafın zararı her gün TV’lere abuk sabuk milyon dolarlık reklam
veren sigorta şirketlerince rahatlıkla karşılanacaktır. Sen deprem vergisi diye
ödediğin paralarla duble yol yapılınca Van’da soğuktan donan insanlara, “E
yolları hangi parayla yaptık zannediyorsunuz diyen” sonra da yaptığı yolu
reklam panolarına yazıp hava atan arlanmaz zihniyete üzül.
Demokrasi, sırf sayısı çok olan ve biat kültürünce örgütlü bir kitle tarafından
seçilen bir kabadayının tepeden emirler yağdırması ve halkın buna kayıtsız şartsız itaat etmesi değildir.
Demokrasi aşağıdan yukarıya taleplerin değerlendirilmesi ve halkın tamamına yakınını tatmin etmeye yönelik bir uygulamayla sonuçlanması şeklindeki yönetime denir. Yöneticiler bizim efendimiz değil, bürokratik ve demokratik ihtiyaçlarımızı idare etmek için seçtiğimiz emekçilerdir. Başbakan bile icabında 657’ye tabi devlet memurudur.
Demokrasi aşağıdan yukarıya taleplerin değerlendirilmesi ve halkın tamamına yakınını tatmin etmeye yönelik bir uygulamayla sonuçlanması şeklindeki yönetime denir. Yöneticiler bizim efendimiz değil, bürokratik ve demokratik ihtiyaçlarımızı idare etmek için seçtiğimiz emekçilerdir. Başbakan bile icabında 657’ye tabi devlet memurudur.
Bira satılacak saati bile belirlenmiş,
En büyük bayramlarında hipodromlara mahkûm edilen, ben
burada yapacaksanız izin veriyorum denilen
Kürtajından tut da doğuracağı çocuk sayısına kadar karışılan,
ama siddete uğrayan anneyi tınmayan
İzlemesi gereken haberleri hatta dizilerdeki dekolte oranı
bile “basın enformasyon”la belirlenen,
Bütün gün kız poposu dikizleyen azgın adamlarca metroda
sarılan çiftlere ahlak dersi verilen, öpmeyin sarılmayın keserim ha diyenlerin
hassasiyet gösteren duyarlı vatandaşlar sayılan
Bombalı saldırılarla öldürüldüğü gün bile yayın yasağı
getirilip yok sayılan
Yöneticisinden hesap sormayı bırak yöneticisi tarafından
aşağılanan bir ülkede demokrasiden bahsedilemez.
Demokrasi sokaktan başlar. Bireysel hak ve özgürlüklerin
devlet tabanına oturtulup bunun devamlılığının sağlanması ve korunmasıyla
gerçekleşir. Özünde uzlaşma vardır.
Yazarı, tiyatrocusu, öğrencisi, şairi, ülkücüsü, solcusu, muhafazakârı, liberali, Marksist’i, hatta toplumun en apolitik kesimleri, son seçimde AKP’ye
oy veren bazı kardeşlerimiz de dâhil sokağa dökülmüşlerse ne olur anlamaya
çalışın. Bilinçsiz ve bilgisizce yargılamak cehalettir.