not: başka kaynaklardan okuduğum yaşanmış bir anektodu olay öyküsü halinde kurgulama denememdir. Aziz kahramanlarımıza bir saygı duruşudur.
kaynaklar: http://tersaci1923.blogspot.com/2014/10/kurtulus-savasnn-gizli-kahramanlar.html
http://hizmetgazetesi.com.tr/?p=37176
http://tr.wikipedia-on-ipfs.org/wiki/Topkap%C4%B1l%C4%B1_Cambaz_Mehmet_Bey.html
KAHRAMAN HIRSIZ
kaynaklar: http://tersaci1923.blogspot.com/2014/10/kurtulus-savasnn-gizli-kahramanlar.html
http://hizmetgazetesi.com.tr/?p=37176
http://tr.wikipedia-on-ipfs.org/wiki/Topkap%C4%B1l%C4%B1_Cambaz_Mehmet_Bey.html
KAHRAMAN HIRSIZ
Çanakkale kahramanı, İstanbul'un namlı kabadayılarından eski tulumbacı, Topkapılı Cambaz Mehmet uzandığı yatağında besmeleyle doğruldu. Saat gece yarısını geçmişti. Yatağın karşısındaki küçük aynada beyaz atletinin üstüne çıkmış muskası gözüne çarptı. Öpüp anlına koyduktan sonra atletinin içine tekrar soktu. Kalın bıyıklarını düzeltti. Önce yüksek yakalı beyaz gömleğini, üzerine siyah kumaş yeleğini giydi. Meşin bilekliğini taktı. Ceketini omzuna aldı. Topkapının namlı kabadayısı, Topkapı'daki evinden Beyoğlu'na gitmek üzere yola koyuldu. Tahta bahçe kapısının önünde en cengaver adamlarından Kadıköylü Hasan ve 7 yaşındaki oğlu Ali O’nu bekliyordu.
“Aslan parcasi!" Dedi. Eğildi öptü oğlunu. “Ne dersem onu yapacaksın tamam mı Ali'm? Sözümden sakın ola ki çıkmayasın. Sana erkek sözü; şu iş bitsin, feshanede 3 gün 3 gece oyunlar oynayacağız seninle.” Küçük Ali başını salladı. Üşümesi heyecanına karışmış, ince bacakları hafifçe titriyordu.
Yola koyuldular. Tepebaşı'na vardıklarında küçük Ali’nin heyecandan kalbi duracak gibiydi. Babası da ondan pek farklı sayılmazdı. Her ne kadar senelerdir İstanbul’da şeytana pabucunu ters giydirmesiyle nam salmış olsa da şimdi yapacakları iş daha öncekiler kadar kolay olmayabilirdi. Hiçbir iş kolay değildi ama 7 yaşındaki evladını daha önce hiç riske atmamıştı.
İngilizlerin meşhur ajanı Papaz Frew’u defalarca kandırması,işgalcilerin Maçka mühimmat deposunu akıl almaz bir üçkağıtla boşaltması, mühimmat depolarından silahları çalıp boş kutulara toprak doldurması, Damat Ferit Paşanın konağına köstebek yerleştirmesi, İstanbul Telgrafhane Müdürünün bile aklını çelip haberleşme ve istihbarat ağını kurması, Mustafa Kemal Paşayı Bandırma vapurunda 50 cengaver adamıyla Samsun'a göndermesi...
Yaptıkları saymakla bitmeyecek ve çok da kolay sayılamayacak işlerdi. Ancak bu seferki anlık ve hata kaldırmaz bir görevdi. Üstelik ekibin en kritik vazifesini 7 yaşındaki oğlu Ali’ye vermişti.
Geç vakitte Beyoğlu sokakları sakindi. Hızlı adımlarla yürüyerek İşgal kuvvetleri komutanlığı karargahına yaklaştılar.
İngiliz karargahında Müttefik İşgal Kuvvetleri Komutanı General Charles Harrington, dini cemaatleri kullanmasıyla ünlü istihbaratçı Yüzbaşı Bennet ve Pandikyan Efendiyle İstanbul'daki başıbozuklara, direnişçilere yapılacak baskınları planlıyordu. Yüzbaşı Bennet kısa bir süre önce Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun’a çıkmasıyla alakalı çekincelerini bildirdiği halde üstlerince çok umursanmamıştı. O ise bu kadar önemli bir Türk komutanının seçilmiş askerlerle bir Türk direnişini bastırmak üzere Anadolu'ya teftişe gitmesine anlam verememişti. Üst makamlar, Osmanlı Ordusunda bu denli önemli görevlere gelmiş Türk Subaylarının rütbelerini, maaşlarını ailelerini bırakıp boş bir hayal peşinden milis direnişçilere dönüşme ihtimalini saçmalık olarak görüyorlardı. Geçen günler gösterdi ki Yüzbaşı Bennet haklı çıkmıştı. Harrington artık onun fikirlerine fazlasıyla önem veriyordu.
Şimdi odaklanmaları gereken konu, toplumda isyanı tetiklediği düşünülen direnişçilere yapılacak baskınlardı. Ancak toplantı telaşlı ve şaşkın bir teğmenin odaya dalmasıyla kesildi. "Generalim! Arabanız..." Harrington'un makam aracının yerinde yeller esiyordu.
*********
7 yaşındaki cevval istihbaratçı Ali karargahı şüphe çekmeden kolaçan etti, gördüğü bilgileri dönüp babasına anlattı. Sonra babası onu sokakta bir köşeye saklayarak karargaha yöneldi. Ali'nin istihbaratı sayesinde görevli tüm İngiliz askerleri kolaylıkla hakladılar.
Hasan garajdaki Rolls Royce'un direksiyonuna atlar atlamaz, Harrington’un makam aracını bir kerede çalıştırıverdi. Hızla dışarı sürdü. Babası Ali’ye seslenince saklandığı köşeden çıktı arabaya atladı ve Beyoğlu'nun sokaklarında gözden kayboldular.
General Harrington koca bir ülkeyi işgal etmek üzere geldiği yerde karargahından aracını çaldırmıştı. Aradan geçen bir kaç gün sonra General Harrington arabasından ilk haberi aldı.
Dünya basınına İngilizler'i maskara eden haber şuydu. İşgal kuvvetleri komutanı General Harrington'un makam aracı Ankara'da bir Türk Direnişçide çıkmıştı. Bu Türk Subayı yıllar önce Pera Palas'ta sofrasına çağırdığı ancak “bu topraklarda misafir olan sizlersiniz siz buyurun” diyerek kendisini reddeden, Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa'dan başkası değildi.
Topkapılı Cambaz Mehmet, İngiliz generalin makam arabasını 7 yaşındaki oğlu ve bir adamıyla çalıp, silah arkadaşı Kemal Paşasına bizzat Ankara’ya götürüp hediye etmişti.
Seneler geçti General Harrington ve tüm İngiliz misafirler ülkelerine geri dönmek zorunda kaldılar. Hatta çalınan araç daİngiliz'lere iade edildi. Şeytana pabucunu ters giydiren bu eski istihbaratçı, yavuz hırsız, kabadayı Cambaz Mehmet’e Mustafa Kemal tarafından İstanbul mebusluğu teklif edildi. "Beni yakından tanırsınız paşam. Ben Koşum tutmaz bir insanım. Bırakın serbest kalayım” diyerek teklifi geri çevirdi.
Kahramanlıklarından dolayı kendisine bağlanan 1500 liralık maaşını da, “şahsi başarım değildir, arkadaşlarımın başarısıdır. Ben ne yaptıysam vatanım ve Paşam içim yaptım” diyerek Hilal- i Ahmer’e bağışladı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder