9 Nisan 2020 Perşembe

ERKEN BOŞANMA (AHLAK)

ERKEN BOŞANMA (AHLAK)

BÖLÜM 1

Balayı için geldikleri otelde, 5 dakika önce başka bir kadınla, henüz bir günlük karısını aldatmıştı. 2 gün önce düğündeki o büyük hengamede dahi gözünü alamamıştı Fatma'dan. Keman çalarken sağ omzundan salınan dalgalı saçları, siyah elbisesi içindeki muhteşem fiziği, derin yırtmacı, kaçamak bakışları, gülümseyişi... İlk bakışmada "güzel kız Allah sahibine bağışlasın" samimiyetiyle bakarken karşılıklı etkileşimi hissedip, bu "okulu kırma" tadındaki ayıbından garip bir haz duymaya başlamıştı daha o gece. Peki ya Ayşe? Daha dumanı üstünde tüten gebe karısı, Ayşe...

Son zamanlarda kendisine buz gibi olduğu aşikardı. Saman alevi gibi bir haftalık tutkulu bir aşk sonra mecburiyete dayalı bir ilişki. Tanışalı 4 ay olmuştu. Eğer hamileliği birkaç ay sonra belirginleşmeyecek olsa belki de ayrılmaları işten bile değildi ancak doğacak çocuğa babalık etmeyi reddetseydi, kendi ailesinin özellikle de babasının iş dünyasında, siyaset dünyasında ve sosyetedeki bütün itibarını sarsabilirdi.
Fatmayla seviştikten sonra odasına dönüp duş almak için yürürken vicdan azabının yanı sıra taze mi yoksa çiğ mi olduğuna karar veremediği, karmaşık bir aşk hissiyle adımları ağırlaştı.

Odaya girdiğinde Ayşe uyku sersemliğiyle gözünü açtı. "Barda mıydın Aşkım?" diye sordu. Yatağa girmek üzere gömleğini çıkarırken, barda tek başına içmiş bir adamın sıkılmış halini takınıp "Evet hayatım 1-2 duble birşey içtim. Bölme uykunu, hadi uyu sen. Duş alıp ben de geliyorum" dedi. Kurduğu cümle baştan aşağı gerçek ama biraz eksikti. Tıpkı ilişkilerinin genel panaroması gibi gerçek, belki doğru ama oldukça eksik.

Suyun altına girdiğinde banyo buhara boğulmuştu bile. Neredeyse haşlak denebilecek suda iyice temizlemek istedi yasak sevişmeden kalan izleri ve hisleri.

Bornozunu giymek üzere suyu kapattığı anda telefonunun mesaj sesi geldi içeriden. Gömleğini çıkarmadan önce tam Ayşe'nin başucuna bıraktığını hatırladı... Suyun altındayken duyamadığı daha kaç mesaj gelmişti acaba? Saat gece yarısını 2 saat geçmişken, balayındaki bir adama gelen mesaj... Şampiyonluk kutlamalarında sıkılan maganda kurşunu tedirginliği... Tabi ki kendisinden çok eşinin merakını cezbedeceğini bildiği bu hazin mesaj sesi, henüz acemi çapkınlığının ilk günlerindeki hatta ilk ve tek günündeki Ali'yi dehşete düşürdü. Telaşla fırladı banyodan. Kafasının banyo kapısından uzatmıştı ki, yüzündeki telaş, Ayşe'nin şaşkın bakışlarıyla karşılaştı. O yetişene kadar bütün bir mesaj geçmişini okumuştu anlaşılan. Karanlıkta telefonun yüzünü aydınlatan ışığıyla, Ali'ye sanki hep beklediği hatayı sonunda yapmış bir salağa bakar gibi bakıyordu şimdi.

"Sevişecek kadar yaklaşşsınız ama telefonunu alacak kadar konuşamamışsınız anlaşılan, ‘instagram’dan yazmış orospu" dedi Ayşe. "E tabi çok zamanınız yoktu. Haklısınız. Hızlı bir giriş yapmanız normal. Hızlı da bitirmişsindir muhakkak malum, erkencisindir sonunu getirmekte ve zamanında çekememekte." 

Sesi gitgide bir öfkeye boğuluyor, kurduğu cümlelerdeki hakaret dozajı artıyordu. Oturduğu yataktan ayağa kalkarken, komidinin üzerinde Ali'ye fırlatıp canını yakacağı birşeyler arıyordu.

Nutku tutulan Ali. Özür dilmeye bile yeltenmedi. O an ne söyleyebilirdi ki. Ayşe'den biraz daha uzaklaştı, öfkeyle bağıran kadına "sakin ol bebeğimizi düşün" diyebildi. Bebeğimiz... 

"Bebeğimiz" lafı Ayşe'nin bundan sonraki süreçte izleyeceği intikam rotanın ilk adımını attırdı ona. Hınçla baktı Ali'ye. "Bebeğimiz değil! Benim bebeğim!" dedi. Aniden toparlandı öfkesini ciddiyete evrilterek, "Arabanın anahtarlarını bırak ve
defol git buradan! Yarın öğleden sonra Seyhan'ın avukatlık bürosunda buluşuruz. Gelip gelmemenin bir önemi de yok. Hatta belki de seni görmesem daha iyi. Seyhan seni boşanma davası hakkında bilgilendirecektir. Hadi defol git şimdi buradan" dedi.

Ali yerdeki telefonu alıp odadan çıktı. Hayatının en uzun koridorunda yürümeye başladı. Ayşe az önce fırlattığında kırılan telefon ekranına baktı son mesajı okudu.

"Yaptığımız yanlıştı, bunu hiç olmamış sayalım. Hamile karını ve çıkabilecek rezaletleri düşünmeliyiz."

Erkekler büyük sıçtıkları anlarda, içlerindeki gerçekçi ve patavatsız mizahçı sessiz sessiz mırıldanmaya başlar. "Bu ne şimdi" dedi. "Kaşar vicdanı mı? Dimyata pirince giderken, eldeki bulgurdan da oldun Aliko. Balayında çapkınlık nedir ulan? 30 senelik yaşamında bir kere ceviz kıramamış adamsın sen. Kendi ayağıyla barda sana yazmaya gelmiş kadınların, eski sevgililerini anlatıp dertleşmeye başladığı adamsın. Ekran kilidi 1234 olan adamsın, karısının parmak izini telefonuna kaydeden adamsın. Neyine senin böyle zamanda kaçamak pompik. Ayşe'nin dediği kadar var. Yine tutamadım üstelik tam anlamıyla sevişemedik bile. Ama yüzük olunca kadınlar daha çok bakıyormuş demek ki hakkaten." Resepsiyona vardığında bitti sessiz monoloğu. "Taksi çağırabilir misiniz rica etsem?"

******

BÖLÜM 2

Ayşe'nin annesi o daha 9 yaşındayken vefat ettiğinde, bipolar bozukluktan muzdarip babasının artan manik krizleri, hastaneye yatırılmasına sebep olmuştu. Kendini bildi bileli yalnız ve güçlü olması gerektiğinin farkında bir kadın... Hatta bu durum o denli kronikleşmiş ki ruhunda, yalnızca aile yoksunluğu değil,
arkadaş yoksunluğu da Ayşe'yi pek rahatsız etmezdi. Şimdi bir adam gitmiş çok mu?

Ali ise epey varlıklı, şehirliliği tam olarak sindirememişşehirle ve şehirlilikle çatışmalarını kendi suni habitatını yaratmak yöntemiyle çözmüş Anadolu'lu bir ailenin biricik erkek evladıydı. Köylerinin adıyla anılan kendi kasaba derneklerinde, kendi hemşehrileriyle ortak işler yaparak inşaat sektöründe büyümüş, zamanla sağ tandaslı partilerde yönetim kadrolarına yerleşmiş, çocuklarını kar amaçlı kolejlerde, apartman üniversitelerinde okutmuş. Nargile kafelerde, dar ve kısa paçalı pantolonlarla, instagram siparişiyle kargolanan marka deri ayakkabılarla, sigara-zippo-lüks alman arabası anahtarı üçlüsünün koyulduğu masalarda, parlak tokalı kemerlerle, fitnessçı vitrini dar ceketlerle, daha 10 dakika önce berberden çıkmışçasına düzenli saçı sakalıyla, "seri köz getir" mottolarıyla büyüttükleri, cuma namazlarını asla kaçırmayan inançlı çocukları, şimdi karşılarında hamile karısını daha henüz balayındayken aldatmışbir alçağa dönüşştü.

Tevekkeli kızı da çok az zamandır tanıyorlardı. Bu beklenmeyen hamilelik hadisesi onları zaten rahatsız etmişti. bir nevi kendi evlatlarına kendini yamamış, muhtemel ahlaksız bir kızı gelin diye tanıtarak, prestijde küçük bir lekelenme durumu hasıl olmuştı. Şimdi bu büyük ahlaksızlığın izahı artık mümkün değildi. Eş dost ne derdi. Onca ihale, proje, siyasi faaliyetler... Olayın üstü çevreye eşe dosta karşı mutlaka örtülmeliydi. Bedeli ne olursa olsun!

Plan ana hatları belirlendi. En azından çocuk doğana kadar beklenilsin. Sonra sanki Ali'yle Ayşe birlikte yurtdışında yaşamaya karar verdi imajı yaratılsın. Bu tampon sürenin sonunda, herkesçe normal karşılanacak bir zamanda boşanma gerçekleşsin. Sonra herkes yoluna...

Planın bu şekilde gerçekleşmesi Ali ve ailesi açısından son derece mühimdi. Ancak Ayşe asla yanaşmıyordu. Derhal dava açmakta kararlıydı. Gururu çok incinmiş görünüyordu. Kayınpederi "durmak yok yola devam" diyerek çözümü buldu. Ayşe'nin isteği üzerine Eindoven'dan bir ev, banka hesabına tazminat tutarı mahiyetinde 10 milyon avro nakit, bebeğe nafaka gibi gelir getirmesi açısından da hazır kiracısı olan aylık 20.000TL kira getirili bir mağaza verdi. Boşanma ertelendi. İtibarda hasardan tasarruf edildi.

Ayşe Hollanda'ya yerleşecek boşanmaya kadar sessiz kalacak, sonra istediğini yapabilecekti. Yeter ki isimleri lekelenmesindi. Nihayet maddiyatla iş çözülmüştü.


******

BÖLÜM 3

Tüm bunlar olup biterken, Ali'nin hayatını kaydıran güzel müzisyen Fatma, bir program sonrası yorgun argın kulise indiğinde, masanın üzerinde kendisi adına gönderilmiş şık bir hediye paketi gördü. Üzerine iliştirilmiş bir de not.
"6 aydır çektiğimiz bunca zorluktan sonra, yaptığımız planın meyvelerini yemenin vakti geldi. Artık beraber büyütebileceğimiz bir bebeğimiz, hiç bitmeyecek kadar paramız, hayalini kurduğumuz özgürlükler ülkesi Hollanda'da lüks bir evimiz, Kaygısız yaşayacak kadar gelirimiz hazır. Kutuda ikimiz adına iki adet Eindoven bileti var. Onları al, arkadaşlarınla vedalaş, bavulunu kap ve yanıma gel. Seni çok özleyen...

Aşkın Ayşe'n



Ramazan AKDUMAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder