9 Nisan 2020 Perşembe

SOKAKTAN CADDEYE VICDANSAL DÖNÜŞÜM

SOKAKTAN CADDEYE (VİCDANSAL DÖNÜŞÜM)

6-7 yaşlarındaydım. Eski çift kanatlı demir kapıyı açar açmaz gözümü alan güneşi ve ateş tuğlayla insan boyunda çevrili bahçeyi hatırlıyorum. Yere düşş asma yaprakları, çiçek ekilmek için üst kapakları özenle kesilmiş boş yağ tenekeleri, kışın yakılmak üzere istiflenmiş gündöndü sapları, saksı niyetine ortasından kesilmiş kola şişelerinin alt kısımları...Şimdilerde online satılıp, gönderilen kişinin fiyatıyla değer biçtiği çiçekleri ekmek için dedemle saatlerimizi harcardık. Ellerimiz isabetsiz çekiç darbelerinden su toplardı. "Ko olsun ko olsun tamamdır gare"

Sonra kapıyı açmadan önce uzaktan boğuk gelen zurna seslerinin bahçeye çıkınca netleştiğini duyardım. O zamanlar bilmeden sevdiğim, şimdi bildiğim ama artık dinleyemediğim pravinalı, saba makamı geçkili, bol hicazlı balkan toprağı kokulu nağmeler... O güzel nefeslerinin sonuncusunu da verince büyük ustalar Tanpınar'ın da dediği gibi "Sanatçıların yerini tüccarlar aldı, ne yazık!"

Dedem yaşında insanların düğün günlerinde büyük komşu bahçelerde, eski sokaklarda birleştirilmiş uzun masalarda tombul şişe biralar, kilo kilo rakılar içtiğini, köfteler yenip hep bir ağızdan şarkılar söylediklerini hatırlıyorum. "Dayler dayler viran dayler, yüzüm güler kalbim ayler..."

Sırtlarında taşıyabildikleri kadar eşyaları, kucaklarında evlatları, yüreklerinde türküleriyle Balkanlardan gelmiş o rengarenk insanların sanatkarları... Dertlerini erik ağacına üflemişler senelerce. Gülüp oynamalarıyla bilinseler de, dikkatli kulaklara büyük ağıtlar vardır nağmelerinde. Hakkını veren bir ustadan "Zigoş" dinleyen her Trakya'lı üzüm suyuna düşüverir.

O kültürden zerre nasibini almamış üçkağıtçılar, o kültürün yanından geçmeyecek yozlukları, altın varaklı sandalyeli,
kalebodur zeminli pahalı düğün salonlarında 3-5 kuruş için kültür diye pazarlamaya çalışıyorlar şimdilerde. Alan da satan da fiyatça pahalı, değerce ucuz bir tiyatronun içindeler bana kalırsa.

Sanatkarların yerini tüccarlar, tenekeden saksıların yerini isveç menşeili mobilyalar aldığından beri. Eli yüzü düzgün türküler çalınmaz oldu o sokakta. Erik ağaçları kesildi. Betonlar döküldü yerine. Yol kenarında park etmiş arabalar, çöp konteynırları...
Yalnız evlerini, bahçelerini, sokaklarını değil, eski türküleri de kat karşılığı müteahhitlere verdi, kasabalı dedelerin şehirli torunları.

Ramazan AKDUMAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder